Skip to content

Doc.Dr. Ugur ZEL Kisisel Web Sitesi

Anasayfa Dosyalar İletişim
Atatürk'ün Evrenselliği

Türk ulusunun kurtarıcısı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu evrensel boyutlarda büyük insan Atatürk’ün sayısız özelliklerinden yalnızca biri bile ona Tarihte çok şerefli bir yer Sağlayabilirdi.

Atatürk Savaşlardaki başarılarıyla büyük bir asker, gerçekleştirdiği devrimlerle büyük bir Inkılapçı olduğu kadar; görüşlerindeki Sağlamlık, doğruluk, gerçekçilik uluslararası Ilişkilerde güvenirlik, kararlılık, barış Ve Insan Severlik değerleri Ile de büyük bir devlet Adamıdır.

Asker Atatürk

Tarihin Altın Sayfaları Içinde Hakli yerini Alan Atatürk Heyheyden önce bir asker bir komutandır. öyle ki; Hayatının 12 yılı Harp meydanlarında geçmiş yenilgi Tanımamış bir komutandır. askeri deha sahibi olduğunu simgeleyen “uzağı görme, doğru karar Verme, Cesaret, Irade Ve Azim, Sorumluluğu benimseme, kararlılık, yaratıcılık, Sevk ve idareciliği, insiyatif sahibi olma” gibi nitelikleri daha öğrencilik yıllarında ortaya çıkmıştı. Atatürk aynı zamanda bir hatimdi. Çanakkale’de ilk çıkarma günü, Conkbayırın da dağınık çekilen erleri durduran büyüleyici konuşması, yine 8. Tümeni Conkbayırı siperlerinde süngü hücumuna kaldırırken; adeta uçurumları görmezcesine kükremelerini sağlayan söylevi, o’nu tarihin ender rastlanan savaş hatiplerinden biri yapmıştır.


Atatürk’ün Ruh Ve uygarlık Cesareti de çok yüksekti
Ingilizler Kireçtepe’ yi Topçu Ateşi Altına almışlardı. 38’lik gülleler yağıyor, değil insan kuş bile geçemiyordu. Tepeyi almak için erler Tereddüt içinde beklerken M.Kemal askerlerinin arasına karıştı.

“Niçin karşıya geçmiyorsunuz” diye Sordu.
“Düşman ölüm saçıyor geçilmez, cevabını alınca hiç tereddüt etmeden;
“Oradan böyle geçilir” dedi ve ileri atıldı.

Komutanlarının ileri atılışını gören askerler; Hep birden Toz duman, alev ve ölüm kasırgası içinde koştular ve Kireçtepe’yi aldılar.

Savaş alanında komutanın erlerinin arasında bulunması onların savaşa adapte olmalarına büyük bir etki yapar. Napolyon’un dediği gibi “silah Ve Teknolojinin yani Sira, motivasyon savaşın kazanılmasında % 50 etkilidir.


Atatürk inisiyatif sahibiydi.
“Zabit ve kumandan ile Hasbihal” Adlı eserinde inisiyatifi şu şekilde tanımlar: “Şüphesiz komutanından erine kadar her birliğin kendine ait görevi bilmesi, yapabilmesi ve bütün emir sahiplerinin kendiliklerinden düşünerek durumun gereğine göre iş görebilmesi sağlanmadıkça, bir takım insan yığınlarına ordu demek yanlış olur”

Derne’ deki küçük birliklerle tüm teknik imkansızlıklara rağmen Italyan askerlerine karşı gösterilen başarıyı Atatürk şöyle değerlendirmiştir:
“Görülüyor  ki eldeki araç ortaçağdan kalma dahi olsa bir kuvvetin fertleri bizzat bilgili ve girişimci olur, durumun gereğini anlar ve görülecek iş için; Adım başında bir emre bir uyarıya ihtiyaç göstermeden kendiliğinden iş görmede yetişmiş bulunursa karşısındaki bu nitelikten yoksun kaldıkça gelişen dünyanın en büyük değerleriyle mutlu olsa bile zafer kazanamaz”

Atatürk Hayati boyunca ağır Sorumluluklar yüklenmiştir Ve daima bunun örneklerini Vermiştir. bunun en güzel örneği Sakarya meydan muharebesi öncesinde düşmanla Araya 100 km. mesafe koyarak; orduyu Sakarya Nehri gerisine çekmesidir.

“Sorumluluk yüklenmeyen Ve bunun getireceği yükümlülüğü üzerine Alamayan Liderlerin hayatında büyük başarılar kazanması düşünülemez” der Ve devam eder “sorumluluk yükü Her şeyden ölümden bile ağırdır.”

Askeri yönünün bir bölümünü vermeye çalıştığım M.Kemal Atatürk yönettiği tüm savaşlarda; Ve özellikle kurtuluş savaşında teşkilat, silah sistemi Ve askeri öğreti arasında çok iyi bir uyum gerçekleştirmiş Ve Tüm yokluklara karşın büyük bir Zafer kazanmıştır. bütün komutanlık Nitelikleriyle Sadece Türk ulusunun değil; Tüm dünya ülkelerinin Takdir ettiği bir çoğunun da örnek aldığı bir komutan olmuştur.

Atatürk zaferi sağlayan bu orduya hakkıyla başkomutanlık etmiştir. Ümitsizlik Anlarını yenmiş, vasıtasızlık ve imkansızlık unsurlarını etkisiz bırakmıştır.

Inkılapcı Atatürk
Modern Türkiye’nin doğuşu büyük bir inkilabın eseridir. Atatürk’e göre Inkilap; “Türk milletini Son yüzyillarda geri birakmiş olan kurumlari yikarak; yerlerine milletin en yüksek medeniyet gereklerine uygun olarak Ilerlemesini Sağlayacak, yeni kurumlari koymuş olmaktir.”

2.Viyana kuşatmasından Sonra gerek Siyasi Ve gerekse ekonomik Açıdan Sürekli gerileyen Osmanlı Imparatorluğu I enci dünya Savaşı Sonunda Tamamen Parçalanmış, milletin Ruhunu umutsuzluk duygusu kaplamış, Topyekun yok olmanın eşiğine gelmişken, kendi bağrından yetişen bir Türk milliyetçisinin önderliğinde makus Talihini yenmiştir.

Atatürk inkılabının Ilk belirtileri, milli Iradenin dile getirildiği Ilk Resmi belge olan Amasya genelgesi Ile Siyasal Alanda görülür Ve Safhalara bölünmüş olarak çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna yönelir. 29 ekim 1923 yılı Akşam Saat 20.30 Sıralarında meclis’deki 158 üyenin oybirliğiyle “Türkiye devleti bir Cumhuriyettir” kararı Alındığında büyük dönüşüm başlamış oluyordu.

Hemen bir yıl Sonra Halifelik kaldırılıp şer’i mahkemeler Ve şeyhülislamlık kaldırılacak, medreseler kapatılacak, şapka kanunu Ve miladi Takvim kabul edilecek, Iki yıl Sonra Tekke Ve Zaviyeler kapatılacak Ve meclise “hakimiyet milletindir” Levhası Asılacaktı. üç yıl Sonra 1926’da o güne değin Ikinci Sınıf Vatandaş durumundaki kadınlarla erkeklere eşit yurttaşlık Hakki Tanınarak kitlenin bir Parçasının Toprağa Zincirle bağlanmasının önüne geçilecekti. 1928’de Ise Latin Alfabesi kabul edilecekti. bu köklü değişiklikleri gerçekleştirirken Amaç yeni Ve modern bir Türk Devleti’nin kurulması, din Ve mezhep Ideolojisi yerine, milliyet Fikrinin milletçe kabul edilmesi, bati uygarlığını meydana getiren bilimin Hayat Için Tek yol gösterici olarak kabul edilmesi Hedef Alınmıştır. o Tarihlerde geniş kitlelerce Rüya gibi görünen Tüm bu değişiklikler, M.Kemal’in önderliğinde birkaç yıl Içinde Tamamlanmıştı.

Laiklik Ilkesi Ise Tüm bu değişimlerin Temeli olmuştur. Hiç şüphe yok ki, Atatürk inkılabı dini; bir Vicdan Ve Ahlak Prensibi olarak kabul edip Ve onu dünya Işlerinden Ayırıp Hayatin Her An değişen gerçeklerini Pozitif bilimlere bağlamakla, din müessesine de büyük Saygı göstermiştir.

Çok güç şartlar Altında gerçekleştirilen Inkılapların geleceğinin güvence Altına Alınması mecburi Ve Zaruridir. Inkılapların geleceğinin güvence Altına Alınması Ise; Atatürk Ilkelerini Ruhumuza Sindirmekle olur. Hiç unutulmaması gereken bir Husus da; Atatürk Ilke Ve Inkılaplarının bir bütün olarak meydana getirdiği Türkiye Cumhuriyetidir. Cumhuriyet bizlere emanettir. Türkün Tarihinde Ise; Ne Vasiyete, Ne de emanete Hıyanet yoktur, olmamıştır Ve olmayacaktır.

Devlet Adamı Atatürk
Atatürk uluslar Arası Alanda; asker kişiliği yanında devlet Adamı olarak da; özellikle köklü Reformlar gerçekleştiren bir Siyasi Lider olarak yer Almıştır. askeri Alandaki yetenek Ve Niteliklerini, Siyasi dehaya dönüştürmesini bilen; uzağı görme yeteneği olan ender devlet Adamlarından biridir. ulu önder’in bu özelliğini bir örnekle Vurgulamak Istiyorum. 1932 yılında Atatürk general Mac Arthur Ile yaptığı görüşme esnasında şöyle der; “Almanya kısa bir Sürede büyük bir ordu meydana getirecek Ve bütün Avrupa’yı Işgal edecektir. bir II. dünya Savaşının Patlaması 1945 den Sonraya kalmayacaktır. Amerika geçen Savaşta olduğu gibi Tarafsız kalmayacak Ve Almanya Amerika’nın Savaşa katılması Sonucu yenilecektir. korkarım ki dünyanın yeni bir Felaketten korunması Imkansız olacaktır.” Tarihin Akışı Atatürk’ün Insani gerçekten şaşırtan bu öngörülerini doğru çıkaracaktır.

21 nci yüzyıla girerken barış, özgürlük, Tüm Insanlığın mutluluğu gibi kavramlar yaygınlık kazanırken; M.Kemal bir devlet Adamı olarak bu gerçeği 20 enci yüzyılın başlarında görmüştü.

30 Ağustos 1922 Akşamı; Dumlupınar’da Savaş meydanini gezerken yunan Cesetleriyle dolu manzarayı göstererek; “bu manzara Insanlık Için bir utanç manzarasıdır. Ancak biz burada Vatanimizi koruyoruz.” demiş daha Sonra ki yıllarda “vatan Savunması dışında Savaş bir Vahşettir” diyerek bu görüşünü kuvvetlendirmiştir.

Izmir’e girdiği gün Ise; Ayağının Altına Serilen yunan bayrağını, Hem de yunan kralının Türk bayrağını çiğnediği Hatırlatılmasına Rağmen “bayrak bir ulusun şerefidir. çiğnenmez,” diyerek Reddeden Atatürk; uluslararası Ilişkilerde barışı “yurtta barış dünya da barış” Sözü Ile Temel ülkü Haline getirmiştir

“Eğer devamlı barış Isteniyorsa kitlelerin durumunu Iyileştirecek uluslararası Tedbirler Alınmalıdır. Insanlığın bütününün Refahı, Açlık Ve baskının yerine geçmelidir. dünya Vatandaşları, Haset Açgözlülük Ve kinden uzaklaşacak şekilde Terbiye edilmelidir.” diyerek Tüm Insanlığı, Insan Severlik duygusu Ve Inancında birleştirmeyi Amaçlayan Atatürk’ün bu Ideal düşünceleri, bugünkü dünya Sorunları Için Hala önemini korumuyor mu?

Ülkemizde; “Atatürk; bir milletin yeniden doğuşu” Adli eseri Ile Tanınan yazar Lord Kinross, Atatürk’ün bu yönünü şu şekilde değerlendirmektedir. “kemal Atatürk çağımızın yetiştirdiği en büyük devlet Adamlarından biridir. Türkiye Atatürk’ün Son 10 yılında başarmış oldukları Ile batıdaki Ve doğudaki milletleri etkiledi. Ancak bu milletlerin Liderleri, Atatürk’ten çok Farklı olarak demokrasiyi Tehdit edici bir güçte kuvvetlendiler. Almanya’nın Hitleri Hür milletini esarete götürmüş, Atatürk Ise esaret Altındaki ulusu özgürlüğe kavuşturmuştur. Italya’nın mussolinisi Sivil olduğu Halde başkomutanlık Sevdasına düşmüş buna karşılık Atatürk askerlik görevinin bittiğine Inandığı Anda Sivil Hayata geçmiştir. gerek Hitler Ve gerekse mussolini Toprak kazanma Hırsları Ile komşularının Haklarına Tecavüz etmişler Ve birer Imparatorluk kurma Sevdasına kapılmışlardır. Atatürk Ise bunun Tam Tersini yapmış bir Imparatorluktan bağımsız Türk devleti yaratmıştır”

Bu kısa karşılaştırmadan da Anlaşılacağı üzere Atatürk’ü bugünün Ve yarinin Lideri yapan bu üstün özellikleridir. bu evrensel kişiliği Nedeniyledir ki ulu önder 1963 Ve 1981 yıllarında unesco Tarafından Tüm dünya’ya örnek Insan gösterilerek Anılmıştır.

Sonuç olarak şunu Söyleyebilirim ki, bir 10 kasım günü Atatürk de Tarihteki yerini Aldı. Ancak; Sadece milletinin kalbinde değil, uluslararası Alanda Silinmez bir etki yaratarak Atatürk’ün Fani Varlığından uzak kalmanın Tesellisini o’nun şu Sözlerinde bulmaya çalışmalıyız.

“iki Mustafa Kemal vardır. Biri ben et ve kemiğimden geçici Mustafa Kemal. Ikinci Mustafa Kemal ki onu ben kelimesi Ile Ifade edemem. o ben değil bizdir. o memleketin Her köşesinde yeni Fikir yeni Hayat Ve büyük ülkü Için uğraşan Aydın bir Topluluktur. ben onların Rüyasını Temsil ediyorum. o M.Kemal Sizsiniz, Hepinizsiniz. geçici olmayan, yaşaması Ve başarması gereken m. kemal odur.”