Türk
ulusunun kurtarıcısı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu evrensel boyutlarda
büyük insan Atatürk’ün sayısız özelliklerinden yalnızca biri bile ona
Tarihte çok şerefli bir yer Sağlayabilirdi.
Atatürk Savaşlardaki
başarılarıyla büyük bir asker, gerçekleştirdiği devrimlerle büyük bir
Inkılapçı olduğu kadar; görüşlerindeki Sağlamlık, doğruluk, gerçekçilik
uluslararası Ilişkilerde güvenirlik, kararlılık, barış Ve Insan Severlik
değerleri Ile de büyük bir devlet Adamıdır.
Asker Atatürk
Tarihin Altın Sayfaları Içinde Hakli yerini Alan Atatürk Heyheyden önce
bir asker bir komutandır. öyle ki; Hayatının 12 yılı Harp meydanlarında
geçmiş yenilgi Tanımamış bir komutandır. askeri deha sahibi olduğunu
simgeleyen “uzağı görme, doğru karar Verme, Cesaret, Irade Ve Azim,
Sorumluluğu benimseme, kararlılık, yaratıcılık, Sevk ve idareciliği,
insiyatif sahibi olma” gibi nitelikleri daha öğrencilik yıllarında ortaya
çıkmıştı. Atatürk aynı zamanda bir hatimdi. Çanakkale’de ilk çıkarma günü,
Conkbayırın da dağınık çekilen erleri durduran büyüleyici konuşması, yine 8.
Tümeni Conkbayırı siperlerinde süngü hücumuna kaldırırken; adeta uçurumları
görmezcesine kükremelerini sağlayan söylevi, o’nu tarihin ender rastlanan
savaş hatiplerinden biri yapmıştır.
Atatürk’ün Ruh Ve uygarlık Cesareti de çok yüksekti Ingilizler
Kireçtepe’ yi Topçu Ateşi Altına almışlardı. 38’lik gülleler yağıyor, değil
insan kuş bile geçemiyordu. Tepeyi almak için erler Tereddüt içinde beklerken
M.Kemal askerlerinin arasına karıştı.
“Niçin karşıya geçmiyorsunuz” diye
Sordu. “Düşman ölüm saçıyor geçilmez, cevabını alınca hiç tereddüt etmeden;
“Oradan böyle geçilir” dedi ve ileri atıldı.
Komutanlarının ileri
atılışını gören askerler; Hep birden Toz duman, alev ve ölüm kasırgası içinde
koştular ve Kireçtepe’yi aldılar.
Savaş alanında komutanın erlerinin arasında bulunması onların
savaşa adapte olmalarına büyük bir etki yapar. Napolyon’un dediği gibi “silah Ve
Teknolojinin yani Sira, motivasyon savaşın kazanılmasında % 50 etkilidir.
Atatürk inisiyatif sahibiydi. “Zabit ve kumandan ile Hasbihal”
Adlı eserinde inisiyatifi şu şekilde tanımlar: “Şüphesiz komutanından erine
kadar her birliğin kendine ait görevi bilmesi, yapabilmesi ve bütün emir
sahiplerinin kendiliklerinden düşünerek durumun gereğine göre iş görebilmesi
sağlanmadıkça, bir takım insan yığınlarına ordu demek yanlış olur”
Derne’
deki küçük birliklerle tüm teknik imkansızlıklara rağmen Italyan askerlerine
karşı gösterilen başarıyı Atatürk şöyle değerlendirmiştir: “Görülüyor ki
eldeki araç ortaçağdan kalma dahi olsa bir kuvvetin fertleri bizzat bilgili ve
girişimci olur, durumun gereğini anlar ve görülecek iş için; Adım başında bir
emre bir uyarıya ihtiyaç göstermeden kendiliğinden iş görmede yetişmiş bulunursa
karşısındaki bu nitelikten yoksun kaldıkça gelişen dünyanın en büyük
değerleriyle mutlu olsa bile zafer kazanamaz”
Atatürk Hayati boyunca ağır
Sorumluluklar yüklenmiştir Ve daima bunun örneklerini Vermiştir. bunun en güzel
örneği Sakarya meydan muharebesi öncesinde düşmanla Araya 100 km. mesafe
koyarak; orduyu Sakarya Nehri gerisine çekmesidir.
“Sorumluluk
yüklenmeyen Ve bunun getireceği yükümlülüğü üzerine Alamayan Liderlerin
hayatında büyük başarılar kazanması düşünülemez” der Ve devam eder “sorumluluk
yükü Her şeyden ölümden bile ağırdır.”
Askeri yönünün bir bölümünü
vermeye çalıştığım M.Kemal Atatürk yönettiği tüm savaşlarda; Ve özellikle
kurtuluş savaşında teşkilat, silah sistemi Ve askeri öğreti arasında çok iyi bir
uyum gerçekleştirmiş Ve Tüm yokluklara karşın büyük bir Zafer kazanmıştır. bütün
komutanlık Nitelikleriyle Sadece Türk ulusunun değil; Tüm dünya ülkelerinin
Takdir ettiği bir çoğunun da örnek aldığı bir komutan olmuştur.
Atatürk
zaferi sağlayan bu orduya hakkıyla başkomutanlık etmiştir. Ümitsizlik Anlarını
yenmiş, vasıtasızlık ve imkansızlık unsurlarını etkisiz bırakmıştır.
Inkılapcı Atatürk Modern Türkiye’nin doğuşu büyük bir inkilabın eseridir.
Atatürk’e göre Inkilap; “Türk milletini Son yüzyillarda geri birakmiş olan
kurumlari yikarak; yerlerine milletin en yüksek medeniyet gereklerine uygun
olarak Ilerlemesini Sağlayacak, yeni kurumlari koymuş olmaktir.”
2.Viyana
kuşatmasından Sonra gerek Siyasi Ve gerekse ekonomik Açıdan Sürekli gerileyen
Osmanlı Imparatorluğu I enci dünya Savaşı Sonunda Tamamen Parçalanmış, milletin
Ruhunu umutsuzluk duygusu kaplamış, Topyekun yok olmanın eşiğine gelmişken,
kendi bağrından yetişen bir Türk milliyetçisinin önderliğinde makus Talihini
yenmiştir.
Atatürk inkılabının Ilk belirtileri, milli Iradenin dile
getirildiği Ilk Resmi belge olan Amasya genelgesi Ile Siyasal Alanda görülür Ve
Safhalara bölünmüş olarak çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna yönelir. 29
ekim 1923 yılı Akşam Saat 20.30 Sıralarında meclis’deki 158 üyenin oybirliğiyle
“Türkiye devleti bir Cumhuriyettir” kararı Alındığında büyük dönüşüm başlamış
oluyordu.
Hemen bir yıl Sonra Halifelik kaldırılıp şer’i mahkemeler Ve
şeyhülislamlık kaldırılacak, medreseler kapatılacak, şapka kanunu Ve miladi
Takvim kabul edilecek, Iki yıl Sonra Tekke Ve Zaviyeler kapatılacak Ve meclise
“hakimiyet milletindir” Levhası Asılacaktı. üç yıl Sonra 1926’da o güne değin
Ikinci Sınıf Vatandaş durumundaki kadınlarla erkeklere eşit yurttaşlık Hakki
Tanınarak kitlenin bir Parçasının Toprağa Zincirle bağlanmasının önüne
geçilecekti. 1928’de Ise Latin Alfabesi kabul edilecekti. bu köklü
değişiklikleri gerçekleştirirken Amaç yeni Ve modern bir Türk Devleti’nin
kurulması, din Ve mezhep Ideolojisi yerine, milliyet Fikrinin milletçe kabul
edilmesi, bati uygarlığını meydana getiren bilimin Hayat Için Tek yol gösterici
olarak kabul edilmesi Hedef Alınmıştır. o Tarihlerde geniş kitlelerce Rüya gibi
görünen Tüm bu değişiklikler, M.Kemal’in önderliğinde birkaç yıl Içinde
Tamamlanmıştı.
Laiklik Ilkesi Ise Tüm bu değişimlerin Temeli olmuştur.
Hiç şüphe yok ki, Atatürk inkılabı dini; bir Vicdan Ve Ahlak Prensibi olarak
kabul edip Ve onu dünya Işlerinden Ayırıp Hayatin Her An değişen gerçeklerini
Pozitif bilimlere bağlamakla, din müessesine de büyük Saygı göstermiştir.
Çok güç şartlar Altında gerçekleştirilen Inkılapların geleceğinin güvence
Altına Alınması mecburi Ve Zaruridir. Inkılapların geleceğinin güvence Altına
Alınması Ise; Atatürk Ilkelerini Ruhumuza Sindirmekle olur. Hiç unutulmaması
gereken bir Husus da; Atatürk Ilke Ve Inkılaplarının bir bütün olarak meydana
getirdiği Türkiye Cumhuriyetidir. Cumhuriyet bizlere emanettir. Türkün Tarihinde
Ise; Ne Vasiyete, Ne de emanete Hıyanet yoktur, olmamıştır Ve olmayacaktır.
Devlet Adamı Atatürk Atatürk uluslar Arası Alanda; asker kişiliği
yanında devlet Adamı olarak da; özellikle köklü Reformlar gerçekleştiren bir
Siyasi Lider olarak yer Almıştır. askeri Alandaki yetenek Ve Niteliklerini,
Siyasi dehaya dönüştürmesini bilen; uzağı görme yeteneği olan ender devlet
Adamlarından biridir. ulu önder’in bu özelliğini bir örnekle Vurgulamak
Istiyorum. 1932 yılında Atatürk general Mac Arthur Ile yaptığı görüşme esnasında
şöyle der; “Almanya kısa bir Sürede büyük bir ordu meydana getirecek Ve bütün
Avrupa’yı Işgal edecektir. bir II. dünya Savaşının Patlaması 1945 den Sonraya
kalmayacaktır. Amerika geçen Savaşta olduğu gibi Tarafsız kalmayacak Ve Almanya
Amerika’nın Savaşa katılması Sonucu yenilecektir. korkarım ki dünyanın yeni bir
Felaketten korunması Imkansız olacaktır.” Tarihin Akışı Atatürk’ün Insani
gerçekten şaşırtan bu öngörülerini doğru çıkaracaktır.
21 nci yüzyıla
girerken barış, özgürlük, Tüm Insanlığın mutluluğu gibi kavramlar yaygınlık
kazanırken; M.Kemal bir devlet Adamı olarak bu gerçeği 20 enci yüzyılın
başlarında görmüştü.
30 Ağustos 1922 Akşamı; Dumlupınar’da Savaş
meydanini gezerken yunan Cesetleriyle dolu manzarayı göstererek; “bu manzara
Insanlık Için bir utanç manzarasıdır. Ancak biz burada Vatanimizi koruyoruz.”
demiş daha Sonra ki yıllarda “vatan Savunması dışında Savaş bir Vahşettir”
diyerek bu görüşünü kuvvetlendirmiştir.
Izmir’e girdiği gün Ise; Ayağının
Altına Serilen yunan bayrağını, Hem de yunan kralının Türk bayrağını çiğnediği
Hatırlatılmasına Rağmen “bayrak bir ulusun şerefidir. çiğnenmez,” diyerek
Reddeden Atatürk; uluslararası Ilişkilerde barışı “yurtta barış dünya da barış”
Sözü Ile Temel ülkü Haline getirmiştir
“Eğer devamlı barış Isteniyorsa
kitlelerin durumunu Iyileştirecek uluslararası Tedbirler Alınmalıdır. Insanlığın
bütününün Refahı, Açlık Ve baskının yerine geçmelidir. dünya Vatandaşları, Haset
Açgözlülük Ve kinden uzaklaşacak şekilde Terbiye edilmelidir.” diyerek Tüm
Insanlığı, Insan Severlik duygusu Ve Inancında birleştirmeyi Amaçlayan
Atatürk’ün bu Ideal düşünceleri, bugünkü dünya Sorunları Için Hala önemini
korumuyor mu?
Ülkemizde; “Atatürk; bir milletin yeniden doğuşu” Adli
eseri Ile Tanınan yazar Lord Kinross, Atatürk’ün bu yönünü şu şekilde
değerlendirmektedir. “kemal Atatürk çağımızın yetiştirdiği en büyük devlet
Adamlarından biridir. Türkiye Atatürk’ün Son 10 yılında başarmış oldukları Ile
batıdaki Ve doğudaki milletleri etkiledi. Ancak bu milletlerin Liderleri,
Atatürk’ten çok Farklı olarak demokrasiyi Tehdit edici bir güçte kuvvetlendiler.
Almanya’nın Hitleri Hür milletini esarete götürmüş, Atatürk Ise esaret Altındaki
ulusu özgürlüğe kavuşturmuştur. Italya’nın mussolinisi Sivil olduğu Halde
başkomutanlık Sevdasına düşmüş buna karşılık Atatürk askerlik görevinin
bittiğine Inandığı Anda Sivil Hayata geçmiştir. gerek Hitler Ve gerekse
mussolini Toprak kazanma Hırsları Ile komşularının Haklarına Tecavüz etmişler Ve
birer Imparatorluk kurma Sevdasına kapılmışlardır. Atatürk Ise bunun Tam Tersini
yapmış bir Imparatorluktan bağımsız Türk devleti yaratmıştır”
Bu kısa
karşılaştırmadan da Anlaşılacağı üzere Atatürk’ü bugünün Ve yarinin Lideri yapan
bu üstün özellikleridir. bu evrensel kişiliği Nedeniyledir ki ulu önder 1963 Ve
1981 yıllarında unesco Tarafından Tüm dünya’ya örnek Insan gösterilerek
Anılmıştır.
Sonuç olarak şunu Söyleyebilirim ki, bir 10 kasım günü
Atatürk de Tarihteki yerini Aldı. Ancak; Sadece milletinin kalbinde değil,
uluslararası Alanda Silinmez bir etki yaratarak Atatürk’ün Fani Varlığından uzak
kalmanın Tesellisini o’nun şu Sözlerinde bulmaya çalışmalıyız.
“iki
Mustafa Kemal vardır. Biri ben et ve kemiğimden geçici Mustafa Kemal. Ikinci
Mustafa Kemal ki onu ben kelimesi Ile Ifade edemem. o ben değil bizdir. o
memleketin Her köşesinde yeni Fikir yeni Hayat Ve büyük ülkü Için uğraşan Aydın
bir Topluluktur. ben onların Rüyasını Temsil ediyorum. o M.Kemal Sizsiniz,
Hepinizsiniz. geçici olmayan, yaşaması Ve başarması gereken m. kemal odur.”
|